What are you looking for?
En son haberleri ve güncellemeleri almak için kaydolun.
Haftalık güncellemelerden ve yalnızca e-posta yoluyla sunulan özel fırsatlardan haberdar olmak için 3.000'den fazla üyeye katılın.

no, thanks

İstanbul’u Keşfet

ayasofya camii

AYASOFYAİ KEBİR CAMİİ ŞERİFİ

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından camiye dönüştürülmüştür.

Fetihten sonra şehrin en büyük mâbedi olan Hagia Sophia Kilisesi Fâtih Sultan Mehmed tarafından Ayasofya adıyla fethin sembolü olarak camiye çevrildikten sonra ilk cuma namazı da burada kılınmıştır. Ayasofya, mimari bakımdan merkezî planı birleştiren kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.

 

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı, Osmanlı sultanlarının ikametgâhı, devletin yönetim ve eğitim merkezidir. İstanbul fatihi Sultan II. Mehmet tarafından 1460-1478 tarihleri arasında yaptırılmış olan ve zaman içerisinde bazı ilavelerin yapıldığı sarayda, Osmanlı padişahları ve saray halkı 19. yüzyıl ortalarına kadar ikamet etmiştir. Topkapı Sarayı, Osmanlı monarşisi 1922’de kaldırıldıktan sonra, 3 Nisan 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle müzeye dönüştürülmüştür.
Topkapı Sarayı Müzesi, 2019 yılında Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlanmıştır ve 1985 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilen “İstanbul’un Tarihi Alanları” arasında yer almaktadır.
topkapi sarayi

Sultan Ahmed Camii 

Sultan Ahmed Camii ve Külliyesi, İstanbul’un Fatih ilçesinde yer almaktadır. Eser, Sultan I. Ahmet tarafından dönemin başmimarı Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın yetiştirdiği önemli mimarlardan biri olan Mehmet Ağa, külliyenin yapımını 1609-1620 yılları arasında tamamlamıştır.

Sultan Ahmed Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Külliye ilk yapıldığında cami, hünkâr kasrı, sıbyan mektebi, medrese, arasta, hamam, dârüşşifâ, imâret-i âmire, han, dârülkurrâ, türbe, tabhâneler, sebiller, çeşmeler, dükkânlar, odalar, mahzenler, kahvehane ve evlerden oluşmuştur. Külliyeyi oluşturan bu yapıların çoğunluğu günümüze ulaşabilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı 

Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı Konutu olan Dolmabahçe Sarayı, 10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk’ün öldüğü yer olması münasebetiyle Cumhuriyet tarihinde ayrı bir öneme sahiptir.
Dolmabahçe Sarayı’nın ana yapıları; Harem, Mabeyn, Saat Kulesi ve Dolmabahçe Camisi’dir. Sarayda 285 oda ve 46 adet salon, 6 hamam ve 68 tuvalet vardır. Saray 110 bin metrekare alana kurulmuştur ve 1910’larda elektrik ve kalorifer sistemine geçmiştir.
dolmabahce-sarayi
galata kulesi

Galata Kulesi

Dünyanın en eski kuleleri arasında sayılan ve İstanbul’un sembollerinden biri olan Galata Kulesi, 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir. İstanbul’un siluetini oluşturan en önemli yapılardan biri olan Galata Kulesi, uzun dönem yangın gözetleme kulesi olarak kullanıldı ve Galata Yangın Kulesi olarak adlandırıldı.
On yedinci yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi, uçuş denemeleri yaptığı Galata Kulesinden, tahtadan yapılan kanatları sırtına bağlayarak gerçekleştirdiği uçuşunu Üsküdar’da tamamladıktan sonra kuleye olan ilginin giderek arttığı bilinmektedir.

Yerebatan Sarnıcı

532 yılında İmparator Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı Stoa Bazilikası’nın altında yer aldığı için Bazilika Sarnıcı olarak da bilinir. Sarnıç, uzunluğu 140 metre genişliği 70 metre, dikdörtgen biçimde bir alanı kapsayan dev bir yapıdır.
52 basamaklı taş bir merdivenle inilen sarnıcın içerisinde her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4,8 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane olup 12 sıra meydana getirirler. Sarnıcın tavan ağırlığı haç biçimindeki tonozlar ve yuvarlak kemerler vasıtasıyla sütunlara aktarılmıştır. Çoğunluğu daha eski yapılardan toplandığı anlaşılan ve çeşitli mermer cinslerinden veya granitten yontulmuş sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmı da üst üste iki parçadan oluşmaktadır. Bu sütunların başlıkları yer yer farklı özellikler taşır. Bunlardan 98 adedi Corinth bir bölümü de Dor üslubunu yansıtır. Sarnıcın tuğladan örülmüş, 4,8 metre kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini ise Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir. Toplam 9 bin 800 metrekare alanı bulunan bu sarnıç yaklaşık 100 bin ton su depolama kapasitesine sahiptir.
kiz kulesi

Kız Kulesi

Boğaz manzarasının vazgeçilmez yerlerinden biri de kuşkusuz Kız Kulesi‘dir. Salacak açıklarındaki küçücük bir adanın üzerine inşa edilmiş olan kule, pek çok efsaneye konu olmaktadır. Bunlardan biri ve en bilineni, kuleye adını da vermiş olan (Leander’s Tower) Leandros efsanesi’dir. Aralarındaki denize meydan okuyan aşıklar Leondros ve Hero‘nun hikayesi trajediyle bitecektir.

Kapalıçarşı

Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’da yer alan Kapalıçarşı’nın tarihi 15’inci yüzyılın ortalarına Fatih Sultan Mehmet Dönemi’ne kadar gider. Osmanlı kurumlarını ayakta tutan en önemli uygulamalardan olan vakıf sistemine göre camilerin tamir ve bakım masrafları gibi çeşitli ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için gelir getirici bir başka yapı meydana getirilirdi.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

İstanbul Arkeoloji Müzeleri; Çinili Köşk Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Arkeoloji Müzesi olmak üzere üç ana birimden oluşan bir müzeler kompleksidir. Türkiye’nin ilk müzesi olup koleksiyonlarında imparatorluk topraklarından getirilen ve çeşitli kültürlere ait bir milyona yakın eser bulunmaktadır.
Osmanlı’da tarihi eser toplama merakının izleri Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar uzanır; ancak müzeciliğin kurumsal olarak ortaya çıkışı İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin 1869 yılında Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak kuruluşuna denk gelmektedir. Aya İrini Kilisesi’nde o güne dek toplanmış arkeolojik eserlerden oluşan Müze-i Hümayun, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temelini oluşturmuştur.

Aya Yorgi Rum Manastırı

İstanbul adalarının en büyüğü ve belki de en güzeli olan Büyükada’nın en yüksek tepesinde, halk arasında Aya Yorgi adı ile bilinen, Agios Georgios Rum Ortodoks Manastın bulunmaktadır. Bu manastır, adını M.S. III.asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin’de bulunan, Roma ordusunda subay olan, Anadolu’lu (Kappadokyalı), Aziz Georgios’tan almaktadır. Mevcut rivayetlere göre, manastır bin yılı aşan bir maziye sahip olup M.S. 963 senesinde Bizans İmparatoru Nikiforos Fokas zamanında inşa edilmiştir.

Hisarlar Müzesi

Hisarlar Müzesi; Rumelihisarı, Yedikulehisarı ve Anadoluhisarı’nı bünyesinde toplamaktadır. İstanbul Sarıyer İlçesi sınırları içinde bulunan Rumeli HisarıFatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında inşa ettirilmiştir. Hisarın inşa amacı İstanbul’u kuşatınca şehre boğazın kuzeyinden gelebilecek yardımları engellemek ve olası saldırılara engel olmaktır.

İstanbul Oyuncak Müzesi

İstanbul Oyuncak Müzesi; şair-yazar Sunay Akın tarafından kurulmuştur. Müze kapılarını 23 Nisan 2005’te ziyarete açmıştır. Müzede sergilenen oyuncaklar dünyanın çeşitli yerlerinden açık arttırmalarda edinilmiş veya antikacılardan satın alınmıştır. Müzenin açılışında bu şekilde edinilmiş 1000 civarında oyuncak varken, şu anda bu sayı 4000’e çıkmıştır. Sergilenen oyuncaklar, sanatçının sahne gösterileri, tiyatro oyunları gibi bireysel çabaları sonucu kazandıklarıyla edindiği teliflerle satın alınmıştır. Müzenin her odası bir tiyatro sahnesi görünümünde olup, sahne tasarım sanatçıcı Ayhan Doğan tarafından tasarlanmıştır. Müze 2009 yılında ICOM’a (Uluslar Arası Müzeler Birliği) üye olmuştur. Avrupa Müzeler Forumu’nun faaliyetlerine katılmaya başlamıştır. 2010 ve 2011 yıllarında ”Avrupa’nın En İyi Müzesi” yarışmasında ödüle aday gösterilmiştir.

II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi

II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi, Türkiye’nin ilk hamam müzesidir. İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde yer alan II. Bayezid Hamamı’nda hizmet veren müze, etnografik ve arkeolojik eserler barındırmaktadır. Özel müze olup 2015 yılında ziyarete açılmıştır.

Zeyrek Camii

Zeyrek Camii, İstanbul’un Fatih ilçesinde Haliç’e hâkim bir tepenin üstündedir. Cami adını II. Mehmed döneminde baş müderris olan Molla Zeyrek’ten almıştır.
Zeyrek Camii, Bizans döneminde, Pantokrator Manastır Kompleksi olarak yapılmış bir yapılar grubundan geriye kalan üç kiliseden oluşmaktadır. Cami ve etrafındaki ahşap mahalle, tarihi İstanbul’un önemli bileşenlerinden biri olarak korunmaya değer bulunmuş ve Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir. Böylece Zeyrek, Ayasofya, Sultanahmet ve Topkapı Sarayı’nı içeren Sarayburnu bölgesi, Süleymaniye mahallesi ve Karasurları ile birlikte İstanbul’un tarihi alanlarından bir parça olarak, 1985’de evrensel bir statüye kavuşmuştur.

Edirnekapı Mihrimah Sultan Külliyesi

İstanbul’un altıncı tepesi üzerinde yer alan Mihrimah Sultan külliyesi,  tarihi yarımadanın kara tarafından siluetine hakim bir konumdadır. Mimar Sinan tarafından Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan için inşa edilmiş olan bu ikinci külliyenin kitabesi bulunmadığı için yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak vakıf kayıtları ve yazışmalardan yapının 1562-1566 yılları arasında tamamlandığı kabul edilir. Kara surlarının yanında ve Osmanlı’nın Avrupa’ya çıktığı seferlerde ve törenlerde kullandığı yolun üzerinde yer alan külliye; cami, medrese, çifte hamam, çarşı, sıbyan mektebi, türbe ve çeşmeden oluşmaktadır.

Büyükada

İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’nın yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Maltepe sahiline uzaklığı ise 2300 metredir. Adalar’da, biri güneyde diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeyde ise İsa Tepesi bulunmaktadır.

 

Rumeli Hisarı

Fatih Sultan Mehmet tarafından Boğaziçi’nden geçen gemileri kontrol etmek amacıyla 1452 yılının mart ayında yapımına başlanan hisar, aynı yılın ağustos ayında tamamlanmıştır. Yapımında 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı ve nakliyeci çalıştığı kaynaklarda geçmektedir. Fetihten sonra önemini yitiren Hisar, XVI. yy.dan itibaren devlet hapishanesi olarak kullanılmıştır. 1746 yılında çıkan yangında tahrip olmuş ve Sultan III. Selim (1789-1807) zamanında tamir edilmiştir. Daha sonra kaderine terk edilen yapı 1953 yılında fethin 500. sene-i devriyesinde, kapsamlı bir restorasyon çalışması görmüştür.

Müze olarak İlk Açılış Tarihi: 1953 yılında başlatılan restorasyon çalışmasının tamamlanmasının ardından 1968 yılında Hisarlar Müze Müdürlüğüne bağlı müze olarak ziyarete açılmıştır.

Emirgan Korusu

Emirgân Korusu, Sarıyer ilçemizin Emirgan semtinde bulunan bir korudur. İstanbul Boğazı kıyısında, 47,2 hektarlık bir alanda sırtlar ve yamaçlar üstüne yayılmıştır. Çevresi yüksek duvarlarla çevrilmiş durumdadır.

Koru, 17. yüzyılda Osmanlı Padişahı IV. Murad tarafından Emiruneoğlu Yusuf Paşa’ya armağan edilmiştir. Daha önce Feridun Bahçeleri olarak adlandırılan bölge, bundan sonra “Emirgân Korusu” olarak adlandırıldı. Yüzyıllar boyunca pek çok kez el değiştirmiş, 19. yüzyılda Osmanlı Padişahı Abdülaziz tarafından Mısır Hidivi İsmali Paşa’ya verildi. 1871-1878 yılları arasında koru içinde 3 köşk yaptırıldı. Günümüze de ulaşan bu köşkler Sarı KöşkPembe Köşk ve Beyaz Köşk olarak adlandırılmaktadır. Emirhan Korusu, 1940 yılında dönemin İstanbul Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından kamulaştırılarak park olarak düzenlendi ve 1943 yılında halka açıldı.

Kariye Camii

Kariye Camii aslında büyük bir manastır kompleksine ait bir kilise binasıdır. Orijinal ismi Chora’dır ve Antik Yunanca’da kırsal alan, şehrin dışı, boş alan gibi anlamlara gelir. Bu ismin verilmesinin birçok nedeni vardır. Bunlardan birisi de kırsal bir bölgede yer alıyor olmasıdır. Bu kelime dilimize Kariye olarak geçmiştir. 1700 yıl öncesine dönüp Kariye’nin tarihinden bahsedeceğimiz için bir müddet “Kariye Kilisesi” olarak adlandıracağız.

Miniatürk 

Antik Çağdan Roma’ya ve Bizans’a, Selçuklu’ya Osmanlı’ya değin, bu topraklarda hüküm sürmüş ve iz bırakmış her medeniyetin kültürlerinden günümüze kalan zengin mimari mirası bir araya getiren Miniatürk, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından 2 Mayıs 2003 tarihinde tamamlanarak ziyarete açıldı.